29 Kasım 2008 Cumartesi

5.00 Otobüsü

Durmaksızın birbirine laf atan ancak her ağızlarını açışında bir öncekinden daha manasız sözler sarfeden 3 sarhoş, kendi kendine konuşan bir deli, el radyosundan son ses doğru frekansı bulmaya çalışan pespaye giyimli bir adam ve soluk teni, mor göz altlarıyla etrafında olup biteni anlamaya çalışarak nohutlu pilav yiyen bir kız.
5.00 otobüsünün bir kişiliği var.

27 Kasım 2008 Perşembe

a.a.

"Kadınların neden evlendiklerini anlıyorum: Yalnız kalabilmek için."

Yusuf Atılgan-Aylak Adam

20

Bana kalırsa doğum günleri insanların ne kadar önemsendiklerini anladıkları günlerdir. Bugün 20. yaş günüm. İhtiyacım olan herkesi yanımda görmek biraz olsun umut ışığı yaktı içimde. İyi ki varsınız.
Ve o kokuyu unutamayacağım.

25 Kasım 2008 Salı

Lene Lovich

70'li yılların sonundaki güzellik. Bayılıyorum bu kadına. Siz de izleyin siz de bayılın:



Diğer dinlenesi şarkıları:
Lucky Number

Angels

24 Kasım 2008 Pazartesi

Kulak Misafiri

Bu başlığı bir takıntımdan yola çıkarak açıyorum. İnsanları dinleme huyum var, evet. Nerede olursa olsun eğer duyabileceğim şekilde konuşuluyorsa kulak kesiliyorum. Etikliği tartışılır ama ben çok eğleniyorum. Hatta unutmamak için artık not almaya da başladım.

Yer:Küçük Beyoğlu
Servis yapıyorum. Masada 1i erkek olmak üzere 3 kişiler. Kızlar şaraptan başka bir şey içmiyorlar ve elitist sanat muhabbetleri yapıyorlar. Giyimlerinden de bohem olmaya çalıştıkları anlaşılıyor. Masaya yaklaşıyorum ve duyduğum cümle şu:

"Benim çocuğum olursa kesin balerin falan olacak. Zaten sanatçı olacak yani başka mümkünatı yok."



Yer:Bilgi Üniversitesi
Kantinde tek başıma seri hareketlerle yemek yemeye çalışırken bir yandan da önümdeki masada konuşulanları dinliyorum. Reklamcılık bölümümden olduklarını bildiğim birkaç kişi masada oturuyor. Bizim bölümün derslerinden birini alan ve sürekli öne çıkmaya çalışan bir çocuk bağıra bağıra birkaç gün önce yaptığı röportajdan bahsediyor. Daha sonra karşısındaki kızla şöyle bir diyalog geçiyor:

"Röportaj yapmak için ATV stüdyosuna gittim. Randevum olduğunu söyledikten sonra ana haber bülteni sunucusunun asistanı bana adamın şu anda meşgul olduğunu söyledi. Tam iki saat bekledim. Yeni makyöz almışlar, adamın suratı badana yapılmış gibiydi. Geldi benden özür diledi. Sonra tüm beraber olduğumuz zaman boyunca benden defalarca özür diledi inanabiliyor musun?"


"Ohaaa, ezikmiş yaa!"

Yazıyla Soru İşareti



Bu fotoğrafı Beyoğlu'nun bir arka sokağında ne idüğü belirsiz bir kapının üzerinde görüp çektim. Ne olduğunu anlayan varsa beri gelsin lütfen.

18 Kasım 2008 Salı

Soundtrack

Başlığa bakıp aldanmayın. Bu iki şarkıdan hiçbiri soundtrack olmayıp insanda nasıl soundtrack duyguları uyandırabilir çözemiyorum bir türlü.
İlk önce bu dinlenmeli:

Rialto - Rialto - [BoCaH] - 01 - Monday Morning 5.19

Daha sonra da bu:

07 - The Last Shadow Puppets - My Mistakes Were Made For You

İki şarkı da benzer tınılarla aynı duyguları yaşatabiliyor insana.

Düzeltme: Sorunlu linklerim olmazsa olmazlarım. Playerlar açmazsa buradan deneyebilirsiniz:
Riato-Monday morning 5.19

The Last Shadow Puppets-My mistakes were made for you

Nefret ediyorum

Birbirlerine şiirlerle seslenen, kendi frekanslarında farklı olmayı sanatsallık-yahut entelektüellik- olarak gören, bir şey bilmediği halde çok şey bilir gibi görünmeye çalışan insancıklar.
Sizi kınıyorum ve size laflar hazırladım.

17 Kasım 2008 Pazartesi

Radiohead dinleyince kendini ezik hisseden insan

Bundan bir ay önce okulun bahçesinde merdiven altında sıkış tepiş sigara içmeye çalışırken yanıma müzik bölümünden olduklarını düşündüğüm kirli sakallı bir çocukla garip yüz hatlarına sahip bir kız geldi. Yalnızken yahut bir şeylerle uğraşmadığımda insanların muhabbetlerine kibarca kulak misafiri olmayı çok seviyorum ama bu sefer özel bir çaba göstermeme gerek yoktu. Şöyle bir diyaloğa şahit oldum:

Hatun Kişi: "Geçen gün bilgisayarımda Kid A albümüne rastladım. Sonra dinledim işte. Birkaç gün önce derste de bir melodi çalıyordu. Ben atladım bu idioteque! diye. Sonra insanlar beni Radiohead dinliyorum sandılar inanabiliyor musuuuun?"

Oğlan: "Ohaaaa!"

Issız Adam



Sinemayla ilgili ilk yazımın Issız Adam hakkında olmasını istemezdim ama yazmadan edemeyeceğim.
Herkesin "Böyle aşk hikayesi görmedim.", "Üç gün etkisinden çıkamadım.", "Aklıma geldikçe ağladım." yorumlarına dayanamayarak dün gece izlemeye gittim. Film arasında arkadaşlarla sigara içerken tatminkarsızlığın-fakat hala içimde olan umudun- etkisiyle ağzımı bıçak açmadı. Son sarılma sahnesinden az da olsa etkilendiğimi inkar etmeyeceğim lakin filmin sonunda ağzımdan çıkan cümle "Bu muydu?" oldu. Beraberliklerinin başlamasından ayrılmalarına kadarki dönem kesinlikle çok sığ anlatılmış. Ortada inanılmaz bir aşk yok.
Kız kahramanımızın oyunculuğu ilk başlarda rahatsız etti. Daha sonra rol yapamamasının daha doğal olduğuna kanaat getirdim.
İsterseniz bana duygusuz diyin ama: Issız Adam, gerçek aşkı tatmamışlar için "Mükemmel bir aşk filmi."

14 Kasım 2008 Cuma

Biliyorum sana giden...

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olamam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım okuma çarşamba günleri

Cemal Süreya